Yurtdışına Taşınma Kararı Almanın Duygusal Yönü

Birçok insan için karar vermeyi en zorlaştıran kısım işin duygusal boyutu diye düşünüyorum. O kararı kesin ve net aldıktan sonra uygulaması daha kolay çünkü. En azından benim için öyle oldu. Bu yazı tamamen subjektif bir yazı olacak çünkü herkesin bu durumda yaşadığı duygusallık, içinde bulunduğu şartlar farklıdır diye düşünüyorum.


Eşim, tanıştığımız ilk günden beri yurtdışına gitmek, orada bir hayat kurmak istiyordu fakat ben istemediğim için şimdiye kadar birçok iş fırsatını reddetti. Ona da bu konuda hem teşekkür etmek istiyorum hem de hayallerini bu kadar ertelemek zorunda kaldığı için özür dilemek istiyorum. Çünkü bugüne kadar sahip olduğum herşey ülkemdeydi, işim, evim, ailem, arkadaşlarım, tüm sevdiğim insanlar... Yaşamak için ekstra bir çabaya ihtiyacım yoktu, herşey zaten vardı ve bu hayat benim kontrolüm altındaydı. Yani herşey belli bir düzende olunca insan herşeyi kontrolü altında sanıyor tabi.


Aslında yaşadığın ülke, şartlar seni giderek her geçen gün daha da zorluyor ama sen bir şekilde tahammül etmeyi, görmezden gelmeyi; hayatını, yarattığın o güvenli çevrede sürdürmeyi başarıyorsun. Ta ki bir gün artık görmezden gelemeyecek tahammül edemeyecek bir hal alana kadar... Bir akşam işten yorgun argın evine gelmişsin gün içinde bir sürü stresle, trafikle boğuşmuşsun; televizyon karşısında otururken aklının ucundan geçmeyecek şeyler yaşanıyor. Diyorsun ki bu kadar da olamaz ve o evinde bulacağın huzuru da alıp götürdüklerini fark ediyorsun artık. Sonra buna bağlı olarak bir sürü olaylar yaşamaya başlıyorsun. Bunlara çok değinmek istemiyorum çünkü zaten herkes bu kısımda olan olayları, gidişatı kendi görmek istediği kadar görüyor. Can sıkıcı olan da bu sanırım. 

Sonra trafikte bile tahammülünün azaldığını değil, yok olduğunu görüyorsun. Her gün trafikte birkaç kişi ile kavga edip döner hale gelmiş oluyorsun. O zaman diyorsun ki artık yol almak zamanı geldi galiba bizim için. 

Ben hep ne olursa olsun herkes gitse de biz kalmalıyız derdim, sen ben gidersek geriye ne kalacak derdim ama beni bile bu noktaya getirebileceğini düşünmemiştim. Sonra bir gün dedim ki madem bu hayata bir kere geldik, madem sadece bir kez yaşama şansı verildi, biz hayatımızı beraber mutluluk ve huzur için kurduk; o zaman neden mutsuz ve huzursuzca yaşalım. Dünyanın başka yerlerinde insanlar bambaşka hayatlar yaşarken biz neden herşeye tahammül etmek zorunda bırakılalım. Biz de hayatımızı bambaşka bir şekilde yaşamak için bu kararı aldık.

Kolay oldu mu derseniz; eyleme döküp, gerçekleştirmek kolay ama duysusal gelgitler kısmı daha zordu benim için.

Evdeki klimaya bakıp biz bunu taktıralı 3 ay oldu ama daha doğru düzgün kullanamadık bile diye ağladığımı hatırlıyorum, sonra bir süre klima ile göz göze gelip gözlerimin dolduğunu :) Evet kulağa saçma geliyor ama benim vedalaşma gerçeğimin sembolü evdeki klima olmuştu.  Evimle, tüm sevdiklerimle böyle vedalaştım sanırım, sonra bir daha hiç ağlamadım. Artık gitmeye hazırım dedim.

Gitmek için tek şartım vardı uzak bir ülke olmaması ve istediğim zaman gelip sevdiklerimi, ülkemi görebilmekti. O yüzden tercihimiz Avrupa oldu. Neden Hollanda sorusunun cevabı da başka bir yazının konusu olsun bence ;)



Yorumlar

  1. Canım inşallah herşey gönlünüzce olur. 🙏🏻🙏🏻🙏🏻

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Nezoş :) İnşallah Allah herşeyi herkesin kalbine göre versin. Çok öpüyorum :*

      Sil
  2. Acaba gittiginiz yerde duygularınız nasıl oldu, yani gitmek kurtuluş gibi gelirken gidildiginde yaşananlar nasıl. Eleştiri olarak değil ama gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba öncelikle kusura bakamayın bu hafta biraz yoğun geçti geç dönüş yapabildim. Herkes genelde alıştınız mı? diye soruyor aslında ama bana garip geliyor bu soru bile neye alışacağız ki diye :) Yani başka bir şehirden buraya taşınmışız gibi aynen hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik biz. Sadece daha mutlu, daha huzurlu ve rahat bir şekilde sürdürüyoruz hayatımızı. Sanırım insan rahata kolay alışıyor :) İnanın benim için İstanbul'dan Ankara'ya taşınmak daha zor olmuştu. İşte alışmak deyimi orası için geçerliydi, uzun bir süre 5-6 ay kadar Ankara'ya alışmaya çalıştım sanırım. Yani özet olarak size sunulan hayat ve şartlar daha iyiyse hayatınıza kaldığınız yerden daha mutlu devam ediyorsunuz bence :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tüm Parti ve Kutlamalar İçin Kağıt Ponpon Yapımı

Hollanda İçin Oturum ve Çalışma Vizesi Başvuru Aşamaları - 2

Hollanda İçin Oturum ve Çalışma Vizesi Başvuru Aşamaları - 1